Zekeriyaköy'de sanat Serap Alıcıoğlu Akışık ve Atölye Silis

Kızı Derya’nın doğumuyla birlikte parlak kariyerini bırakan Serap A. Akışık, eşi Şakir Akışık’ın da desteği ile seramik sanatına duyduğu sevginin peşinden gitmeye karar verdi. Sarıyer’de atölyesini kuran Serap A. Akışık, aynı dönemde eşi ve iki yaşındaki kızıyla birlikte Zekeriyaköy’e taşındı. Zekeriyaköy Sanat Grubu’nda da yer alan Serap A. Akışık ile seramik sanatında sürdürdüğü yolculuk üzerine, Atölye Silis’in sıcak ortamında keyifli bir sohbet gerçekleştirdik.

SERAP ALICIOĞLU AKIŞIK KİMDİR?

Seramik sanatçısı Serap A. Akışık, ODTÜ Metalürji Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra 14 yıl çelik boru sektöründe dış ticaret alanında çalıştı. Üst düzey yöneticilik yaptığı dönemlerde keşfettiği seramik sanatı ile 10 yıl kadar hobi olarak ilgilendi. Tutkuyla devam ettiği bu dönemde çeşitli karma sergilere katıldı. Profesyonel yaşama ara verip 2004 yılında kızı Derya’yı dünyaya getirdi ve ardından kendisini estetik, düşünsel ve biçimsel olarak ifade etmeye yardımcı olduğuna inandığı seramik sanatına yöneldi.

ATÖLYE SİLİS KURULUYOR

Serap A. Akışık, 2006’da kendi atölyesini açtı. 1997 yılında başlayan seramik sanatına yönelik içsel keşfi ve sevgisi, bugün Sarıyer’de kurduğu Atölye Silis’te onlarca çocuk ve yetişkin yol arkadaşı ile çoğalarak büyüyor. Atölye çalışmalarının yanı sıra karma sergiler düzenliyor ve katılıyor. Ayrıca, sipariş üzerine mekana ve kişiye özel ürünler tasarlıyor ve üretiyor. Akışık’ın bu tarz çalışmaları, Zekeriyaköy ve Göktürk bölgesindeki villaların bahçe duvarlarında, banyo ve mutfak tezgahlarında, ayna, bahçe masası gibi eşyalarda hayat bularak, seramik sanatını günlük yaşamla buluşturuyor.

Seramik sanatıyla nasıl kesişti yolunuz?

S.A.A: Seramik, bugün benim profesyonel olarak yaptığım iş. Ancak bunu bu şekilde ifade edebilmek için geçtiğim kariyer yolları, seramik sanatına hayli uzaktı. Dolaysıyla yollarımızın kesişmesi de uzun sürdü. ODTÜ’de metalürji mühendisliği okudum. Ankara’da uzun yıllar çelik boru sektöründe yönetici olarak çalıştım. Süreç içerisinde İstanbul’daki bir şirketten genel müdürlük teklifi aldım ve yaşadığım kenti değiştirdim. Çok yoğun, sürekli seyahat etmemi gerektiren bir iş hayatım oldu. Ankara’da sosyal hayatım oldukça hareketliydi, üniversite yıllarımda dalış, trekking gibi pek çok hobi edinmiştim. İstanbul’da birden bire sadece işten ibaret bir yaşam sürmeye başladım. İş dışında hayatıma yeni bir şeyler katmaya ihtiyacım olduğu çok açıktı. Bir arkadaşımın önerisiyle, kendime biraz zaman ayırabilmek, içimdeki arayışa bir cevap bulabilmek için iki arkadaşımla birlikte, Erenköy’de bir seramik atölyesine gitmeye başladım. Seramik ile ilk tanışmam ve hobi edinmeye başlamam böyle oldu.


Peki seramik sanatını işe nasıl dönüştürdünüz?

S.A.A: Hobiden işe dönüşme yolculuğunun ilk adımı şahane insan, seramik sanatçısı Türkan Karali’yi tanımamla başladı. Türkan Karali’nin Hasanpaşa Kadıköy’deki atölyesine, o çok yoğun iş hayatıma rağmen, fırsat bulduğum her an devam ettim. O arada eşimle tanıştım, evlendim ama atölyeyi hiç bırakmadım. Kızım Derya’ya 8 aylık hamileyken bile atölyede seramik yapıyordum. Derya doğunca kızımı kendim büyütmeye ve profesyonel hayatı bir süre için bırakmaya karar verdim. Tabi malum annelik tam zamanlı bir iş ve tatili pek yok. O arada atölyeyi de bırakmak zorunda kaldım.

Ne kadar sürdü ayrılık?

S.A.A: Derya bir buçuk yaşına geldiğinde Türkan Karali aradı ve “Biz Ankara’da, Siyah Beyaz Galeri’de sergi açacağız. Ankara sergisi sensiz olmaz, gel ve çalış” dedi. Çok heyecanlandım. Önümüzde sergiye hazırlanmak için 4 ay kadar vardı sanıyorum. Acilen kızımı emanet edecek güvenilir bir yardımcı arayışına girdim ve bulunca da ellerimi tekrar çamurla buluşturup sergi için çalışmaya başladım. Bütün yaz boyunca azimle çalıştım. “Deniz ve Balık” üzerine bir konsept belirledim. Ciddi sayıda iş çıkardım. Türkan ve sergiye katıldığım arkadaşlarımla el ele vererek, birlikte üretmenin tatminini, dostluğu, yardımlaşmayı çok derinden yaşadığım, seramikle olan bağımı yeniden kurduğum bir süreç oldu. İşlerimizi bitirdiğimiz günü unutamıyorum. O güne kadar tekrar profesyonel hayata döneceğimi düşünüyordum.


Atölye Silis nasıl kuruldu?

S.A.A: Sergi afişi için katılımcılarla fotoğraf çektirdiğimiz gün eve dönüş yolunda yaşamımdaki çok önemli bir dönüm noktasında olduğumun farkındaydım. Eve gelir gelmez eşime önemli bir kararımı açıklayacağımı belirttim ve ona profesyonel yaşama dönmek istemediğimi, atölye açmak, seramik yapmak istediğimi söyledim. Eşim, “A harika bir fikir! Tam da 40 yaşındasın, böyle güzel kararlar bu yaşlarda verilir” dedi. O andan itibaren de atölyemi açış sürecimde beni maddi ve manevi olarak destekledi. Sarıyer-Ferahevler’deki Atölye Silis böyle kuruldu.

Sipariş üzerine üretim yaptığınızı biliyoruz. Ne tür üretimler bunlar?

S.A.A: Ağırlıklı olarak Zekeriyaköy, Kemerburgaz ve Göktürk bölgesi için duvar panoları yapıyoruz. Hatta Ürdün Kraliyet Ailesi’ne mensup bir müşterimiz için de oldukça büyük boyutlarda bir duvar panosu ürettik. Ürettiğimiz seramikleri, bölgedeki evlerin duvarlarında, site girişlerinde, banyo ve mutfak tezgahlarında, merdiven alınlıklarında, ayna, bahçe masası gibi eşyalarda görmek mümkün. Ayrıca, restoran ve otellerden de yemek takımları için sipariş alıyoruz.

Zekeriyaköy Sanat Grubu’na nasıl girdiniz?

S.A.A: Çocuklu hayatla birlikte, doğaya yakın olabileceğimiz, havası temiz bir lokasyonda, bahçeli müstakil bir evde yaşamayı gündemimize aldık. Zaten kedilerimiz vardı, bir de köpeğimiz olsun istiyorduk. Zekeriyaköy’de yaşayan arkadaşlarımız vardı ve bölgeyi çok beğeniyorduk. İstanbul’da bir cennet gibiydi Zekeriyaköy. Atölye Silis bir taraftan devam ederken, Zekeriyaköy’de de bir katında ikinci bir atölye kurabileceğim bir ev bulduk. İki atölyede birden çalışmaya başladık. O sırada Zekeriyaköy’de Açık Atölye Günleri’nin yapılacağını öğrendim ve ben de Zekeriyaköy Sanat Grubu’na dahil oldum. Açık Atölye Günleri sayesinde çok güzel insanlarla tanıştım, dostluklar kurdum, onlarla birlikte sergilere katıldım. Her yıl mayıs ayında Açık Atölye Günleri yapılmaya devam ediyor. Bu yıl da bölgedeki sanatçıların atölyeleri 25-26 mayıs tarihlerinde ziyarete açılacak ve isteyenler atölyelerinde sanatçılarla bir araya gelerek söz konusu sanat hakkında bilgi alabilecekler, workshop’lara katılabilecekler.


Sizin bir de Atölye Silis çatısı altında kurduğunuz bir BESS girişiminiz var. BESS’den de söz edebilir misiniz bize?

S.A.A: Atölye Silis’te kurduğumuz BESS girişimi de Zekeriyaköy Sanat Grubu sayesinde doğdu. 2013 yılında yepyeni düşünce ve enerjileri ile Atölye Silis’in bünyesine Zekeriyaköy Sanat Grubu’ndan üç sanatçı daha katıldı. Banu Sandal (Seramik ve Karışık Teknik Uygulamalar), Ender Baloğlu (Grafik ve Takı Tasarımı) ve Semra Tolunay (Resim ve Keçe Tasarımı). İsimlerimizin baş harfleri BESS’i oluşturdu. BESS, Atölye Silis’e “Vitrin” kavramı adı altında yeni oluşumlar ekledi.

Harici sanatçıların “Vitrin”de sergi açmasına olanak tanıyan galeri hizmetleri veriyoruz. BESS markası ile tasarlayıp ürettiğimiz işlerin, ürünlerin sergilendiği kavramsal etkinlikler gerçekleştiriyoruz. Naftalin adı altında, ikinci el geri dönüşüm esaslı eşya değişim günlerimiz hayli ilgi görüyor. Ayrıca, BESS + adı altında değişik sanatçı ve tasarımcıların da katıldığı yılbaşı alışveriş günleri düzenliyoruz.

SANAL TUR
İLETİŞİM
FORMU

X

Ormanada hakkında daha detaylı bilgi almak için formu doldurun

BAŞA DÖN

Eczacıbaşı Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım A.Ş’nin Ormanada veya diğer ürün ve hizmetleri ile ilgili kampanyaları, fırsatları ve tanıtımları hakkında; SMS, e-posta ve diğer iletişim araçlarıyla bilgi sahibi olmak isterim.

Eczacıbaşı Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım A.Ş Kişisel Verilerin Korunması Ve İşlenmesi Politikası hakkında bilgi sahibi olmak için tıklayın.