Ormanada'dan bir portre: Dr. Banu Özmen ile Anti-Aging

Kariyerinin ilk döneminde yoğun bakım odalarında edindiği deneyimlerin ardından “anti-aging” alanına yönelen Dr. Banu Özmen, telomer biyolojisi ile keşfedilen yeni uygulamalar konusunda uzmanlaşmış çok az sayıdaki isim arasında yer alıyor. Uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek için yapılması gerekenlerin artık sır olmadığını vurgulayan Dr. Banu Özmen, bu doğrultuda yaşam biçiminizin ve yaşadığınız yerin de son derece önemli olduğunu belirtiyor. Dr. Banu Özmen, eşi Haşim Özçayır ve kızları Leyla (8) ile birlikte İstanbul’un en yaşanabilir bölgesi olduğuna inandığı Zekeriyaköy’de, Ormanada’da yaşıyor.

Dr. BANU ÖZMEN KİMDİR?

1986 yılında TED Ankara Koleji'ni bitirdikten sonra 1992 yılında Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi'nden mezun oldu. Mecburi hizmetinin ardından ihtisasını 1996 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Anestezi ve Reanimasyon Anabilim Dalı'nda tamamladı. 1996-2000 yılları arasında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde aile hekimliği üzerine uzmanlık yaptı. Ardından aynı üniversitede kardiyoloji eğitimi aldı. 2000-2001 yıllarında İsviçre Cenevre Üniversitesi ve WHO (Dünya Sağlık Örgütü) bünyesinde üreme sağlığı, biyolojisi ve endokrinoloji eğitimi gördü. 2006-2008 yılları arasında tıp çalışmalarına devam ederken günlük bir gazetede köşe yazarlığı yaptı. Anti-aging ve detoks merkezlerinde konsültan doktorluğu yaptı ve çeşitli televizyon kanallarında programlara katıldı. 2008 yılından bu yana Boğaziçi Üniversitesi'nde sağlık ve beslenme üzerine misafir öğretim üyesi olan Anti-Aging Uzmanı Dr. Banu Özmen, kendi muayenehanesinde hastalarına hizmet vermeye devam ediyor.

İstanbul hayatınızda nasıl bir yer tutuyor?

Benim hayat yolculuğum Ankara’da başladı. Ankara TED Koleji’nden 1986 yılında mezun olduktan sonra Ankara Tıp Fakültesi’ne girdim ve 1992 yılında mezun olduktan bir süre sonra da İstanbul’da yaşamaya başladım. Her iki kent de hayatımda önemli yer tutar.

Mezuniyet sonrası meslek hayatınıza İstanbul’da mı başladınız?

İhtisasımı Anestezi ve Reanimasyon dalında İstanbul Üniversitesi’nde yaptım. Dolayısıyla meslek hayatıma yoğun bakım odalarında başladım. Bu alanda, komadaki hastaları canlı tutmak sizin sorumluluğunuzda. Yaşatmak için oradasınız ve hastayı bırakırsanız solunumunun, kalbinin, böbreklerinin duracağını biliyorsunuz. O günlerin bana büyük katkısı oldu. Her gün 07:30 itibariyle yoğun bakım odasına giriyorsunuz. 30 günün içinde 9 nöbet. 9 nöbet demek, ertesi gün de okulda kaldığınız için 18 tam gün hastanede yaşıyorsunuz anlamına geliyor. İhtisasımı yaptığım iki yıl boyunca inanılmaz bir tempo ile çalıştım.

Dr. Banu Özmen, Microsoft’ta üst düzey yönetici olarak çalışan eşi Haşim Özçayır ve Enka Okulları’nda İlkokul 2. Sınıfa devam eden kızları Leyla (8) ile birlikte Ormanada’da yaşıyor.


Anti-aging alanına nasıl geçtiniz?

Kazaları dışarıda bırakırsak, insanın sağlığını bozan ve koma haline kadar sürükleyen şartların nasıl oluştuğu konusunda araştırıyordum. Çok genç yaşlardan itibaren sağlıklı yaşam konusunda farkındalık geliştirdim ve bu yolda pek çok eğitim aldım. Zaten uzmanlık tezimi kardiyoloji alanında hazırladım. Daha sonra Cenevre Üniversitesi’nde endokrinoloji üzerine eğitim aldığım sıralarda genetik harita çözüldü ve Viyana Üniversitesi’nde de Genetik çalıştım. Sonra bir baktım, endokrinoloji, genetik biliminin büyük rol oynadığı “anti-aging ve koruyucu tıp” konsepti ortaya konuldu. 40 yaşıma kadar hayatım, yurt dışındaki üniversite ve enstitülerde anti-aging alanında eğitimler alarak geçti. Ondan sonra da kendi muayenehanemde hastalarıma sağlıklı yaşam ve anti-aging ihtiyaçlarına yönelik uygulamalar yapmaya başladım.

“Telomer” konusu bir süredir çok fazla konuşuluyor. Telomer nedir?

Çok özetle söylemek gerekirse telomer her bir DNA sarmalının ucunda bulunan ve kromozomları koruyan parçalardır. Tıpkı ayakkabı bağcıklarının ucundaki plastik parçalara benzerler. Vücudumuzdaki tüm hücrelerdeki DNA sarmallarının ucunda bulunurlar. Hücrelerimiz bizi genç ve sağlıklı tutabilmek için her bölündüğünde telomerler kısalır. Ayrıca telomerler, uykusuzluk, stres, sigara, obezite, egzersiz eksikliği, kötü beslenme alışkanlıklarının katkısı ile de kısalırlar.

Telomer uzunluğu ölçülebilen ya da uzatılabilen bir şey midir?

Son 16 yıldır tıp dünyası bu konuda çalışıyor ve evet, telomer boyu ölçülebiliyor. Daha önemlisi, çeşitli uygulamalarla uzatılabiliyor da.

Siz danışanlarınız için bu tür uygulamalar yapıyor musunuz?

Bir danışanım bana “Siz sağlık koçluğu yapıyorsunuz” dedi. Bu tanımlama, yaptığım işin en azından bir bölümünü açıklıyor. Ben bir çeşit sağlık koçluğu yapıyorum ve telomer biyolojisi ile keşfedilen yeni uygulamalar da çalışmalarım arasında yer alıyor. Genetik yapılarının analizi, ona göre risklerinin belirlenmesi, koruyucu adımların atılmasına yönelik uygulamalar söz konusu. Bugün metabolizmalarında neresi aksıyor, neyi desteklemek gerekiyor analiz ederek ilerliyorum. Tıp, hastalığı ortaya çıkmadan engellemek için bugün yeniden yazılıyor. Biz koruyucu tıp hekimleri ya da anti-aging uzmanları, sağlıklı ve uzun yaşamayı sağlayacak şekilde kişiye özel bir yol haritası çıkarıyoruz. Hayat tarzlarını alışkanlıklarını değiştiriyoruz.

“Ben hayatta şunu yapamam ya da şunu yemeden yaşayamam” diyen insanlar sağlıklarındaki dönüşümü gördüklerinde bambaşka bir yaşam biçimiyle yola devam ediyorlar.

Sağlıklı bir yaşam sürmenin en temel kriterleri nedir?

Sağlıklı yaşamın üç ana ayağı vardır: Egzersiz, beslenme ve uyku. İyi bir uykunun artık en geç 23:00’te uykuya dalmak anlamına geldiğini biliyoruz. Çok klişe geliyor kulağa ama bu böyle. İyi uyuyun, sağlıklı beslenin, egzersizi hayatınıza sokun ve stresi yönetmeye çalışın. Stresten uzaklaştığınız anlar yaratmak durumundasınız. İster yoga yaparak, ister kitap okuyarak, ister resimle müzikle uğraşarak bunu yapabilirsiniz.


Siz egzersiz olarak ne yapıyorsunuz?

Ben hem stres yönetimi hem de kardiyo yapmak adına koşuyorum. Ormanada’da MACFit’in doğal üyesiyiz. Koşu bandında her gün 45 dakika koşuyorum. Bana çok iyi geliyor. Fakat herkese iyi gelenin farklı olabileceğini unutmamak lazım. İlaçlar bile artık kişiye özel belirleniyor. Bu nedenle genetik analizler çok önemli.

Ormanada’da ve İstanbul’un bu bölgesinde yaşamayı seçmeniz de sağlıklı yaşam konusunda atılmış bir adım mıydı sizin için?

Yaşadığınız yer, sağlıklı bir yaşam sürmek için gerçekten çok önemli. Zekeriyaköy’ün İstanbul’da yaşayabileceğiniz en temiz havalı bölge olduğunu söyleyebiliriz. 2014 yılında Ormanada projesini ziyaret ettiğimizde örnek evi gezdik ve inşaat kalitesine, altyapı özelliklerine bayıldık. Zekeriyaköy’ü de çok sevdik. Sonuç olarak yan yana iki ev aldık. Anne-babam ve kız kardeşim de hemen evimize komşu olan bir evde yaşıyorlar.

Ormanada’ya taşınmadan önce nerede oturuyordunuz?

Şehrin göbeğinde, Levent’te yaşıyorduk. Önce ofisimin bulunduğu Nişantaşı’na her gün nasıl ulaşacağımı çok düşündüm. O arada tünel açıldı, ulaşım son derece makul bir hale geldi. Şimdi Maçka Parkı’nın altından çıkan hat da açılınca metro ile ofisime ulaşmak yarım saatlik bir mevzu halini alıyor.

Ormanada’da yan yana iki evde yaşadığınızı söylediniz. Ailenizin her yaştan üyesi Ormanada’da mutlu mu?

Eşim Haşim ve ben orta yaşları temsil ediyoruz. Annem 75, Babam 85, kızım ise 8 yaşında. Ormanada hepimize çok iyi geldi, çok rahat ettik. Levent’te de çok yakın oturuyorduk ama orada yürüyüş yapacak kaldırım bulmak bile zordu. Babam “Ben yürüyüşe çıkıyorum” dediğinde, başına bir şey gelir mi diye korkuyordum. Artık bu korkum kalmadı. Yeşillikler içerisinde, trafiksiz ortamda yürüyüş yaptıklarını biliyorum ve içim çok rahat. Sekiz yaşındaki kızımın sosyalleşmesi, şehrin içinde otururken ciddi bir problemdi. Ormanada’da komşuluk çok güzel. Çocuklar birbirlerinin evinde, parkta, tesislerde buluşabiliyorlar. En önemlisi bizim çocukluğumuzdaki gibi sokakta oynayabiliyorlar. Eşimin Microsoft’ta global bir görevi var ve uzaktan çalışabildiği için daha çok evden çalışıyor. Ormanada ona da çok iyi geldi. Eskiden hafta sonları evden gitmek isterdik, şimdi evimizden çıkmak içimizden gelmiyor. Eşimiz dostumuz bize gelsin istiyoruz.

Dr. Banu Özmen’in 8 yaşındaki kızı Leyla, okul dışında Ormanada’da arkadaşları ile birlikte vakit geçiriyor, düzenli olarak yüzme ve jimnastik antrenmanları yapıyor ve özel bir öğretmen rehberliğinde piyano çalışıyor


Beslenmenize yönelik alışverişi bölgede nerelerde yapıyorsunuz?

Yakınımızda aradıklarımı bulabileceği büyük süpermarketler var ve bir de Ormanada girişinin hemen önünde kurulan bir organik pazar var. Bölgenin konumu dolayısıyla her zaman taze balık buluyoruz. Aynı şekilde bölgede mevsim sebzelerini yetiştiren üreticiler de var.

Ormanada’da yaşamayı nasıl tanımlıyorsunuz?

Ormanada’da yaşamak, bana da, biliyorum ki aileme de çok iyi hissettiriyor. Bir kere tünelden çıkıp bölgeye ulaşır ulaşmaz kendinizi yeşilin, ormanın içerisinde, sakinleşmiş ve mutlu hissediyorsunuz. Ormanada’nın kapısından girdiğimde ise kendimi ait olduğum yerde buluyorum, ruh halim anında değişmeye başlıyor. Cıvıldayan kuşlar, ağaçlar, yeşil doğa, çimenler, bakımlı evler, güler yüzlü insanlar... Tesisleriyle, altyapısıyla, Adameydan’daki marketi, kafesi, kuaförü ile çok iyi planlandığını düşündüğüm Ormanada’da ailemle birlikte yaşamaktan mutluyum.

SANAL TUR
İLETİŞİM
FORMU

X

Ormanada hakkında daha detaylı bilgi almak için formu doldurun

BAŞA DÖN

Eczacıbaşı Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım A.Ş’nin Ormanada veya diğer ürün ve hizmetleri ile ilgili kampanyaları, fırsatları ve tanıtımları hakkında; SMS, e-posta ve diğer iletişim araçlarıyla bilgi sahibi olmak isterim.

Eczacıbaşı Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım A.Ş Kişisel Verilerin Korunması Ve İşlenmesi Politikası hakkında bilgi sahibi olmak için tıklayın.